DİYABET ve KALP YETMEZLİĞİ: ‘Geçer’ Diye Beklenen Küçük Sinyallere Dikkat
Diyabet, yalnızca kan şekeri yüksekliği ile sınırlı bir hastalık olmayıp, zaman içinde damar yapısını bozarak kalp, böbrek, göz ve sinir sistemi üzerinde kalıcı hasara yol açabilen sistemik bir hastalıktır. Bu nedenle hastalığın
etkileri çoğu zaman yavaş ilerler ve uzun süre fark edilmeyebilir. Günümüzde diyabetin giderek artan sıklığı, bu hastalığın yalnızca bireysel değil, aynı zamanda toplumsal bir sağlık sorunu olarak ele alınmasını gerektirmektedir.
Kalp yetmezliği ise kalbin, vücudun metabolik ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde kanı pompalayamaması ile karakterize klinik bir sendromdur. Bu süreçte kalbin hem kasılma hem de gevşeme fonksiyonları etkilenebilir.
Bu durumda organlara giden kan akımı azalır, dokuların oksijenlenmesi bozulur ve vücutta sıvı birikimi ortaya çıkar. Diyabet ve kalp yetmezliğinin birlikte görülmesi, her iki hastalığın seyrini olumsuz yönde etkileyerek
hastaneye yatış sıklığını ve ölüm oranını artıran önemli bir klinik tablo oluşturmaktadır.
Diyabet Kalbi Nasıl Etkiler?
Diyabet, kalp ve damar sistemini birden fazla mekanizma üzerinden etkileyerek kardiyovasküler hastalık gelişimini hızlandırır. Uzun süre yüksek seyreden kan şekeri, damarların iç yüzeyinde hasara yol açar. Bu
süreç zamanla damar sertliği ve daralmasına neden olurken, kalp kasının oksijenlenmesini de olumsuz etkiler. Bunun yanı sıra mikrovasküler düzeyde gelişen hasar ve hücresel enerji üretimindeki bozulma, kalp kasında yapısal ve fonksiyonel değişikliklere yol açarak miyokardın zamanla zayıflamasına neden olur.

