Kan Şekerinden Ötesi: Diyabette İlaç Seçimi ve Kalp Koruyucu Tedavi
Tip 2 diyabet, dünya genelinde hızla artan ve yaklaşık 500 milyon kişiyi etkilediği tahmin edilen kronik ve komplike bir hastalıktır. Erken ve etkin kan şekeri kontrolü sağlanamayan bireylerde komplikasyon riski, kan şekeri kontrolü sağlanan hastalara göre yaklaşık iki kat daha yüksektir. Bu komplikasyonlar arasında koroner kalp hastalığı, kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği ve görme kayıpları ön plana çıkmaktadır. Özellikle diyabetik nefropati olarak adlandırılan böbrek hasarı, hastalarda böbrek yetmezliğinin gelişmesine yol açmakta ve bu durum hastaların yaklaşık yüzde 25’inde görülmektedir. Diyabet ve eşlik eden böbrek hastalığı, kardiyovasküler hastalıkların görülme sıklığını artırarak diyabete bağlı ölümlerin artmasına neden olmaktadır.
Diyabet İlaçlarında Tarihsel Güvenlik ve Onay Süreci
Diyabetin tanımlanmasından bu yana tedavi algoritmaları ve ilaç şemaları büyük ölçüde değişmiş ve çeşitlenmiş olsa da temel amaç, kan şekeri kontrolünü hipoglisemi riski olmadan mümkün olan en kısa sürede
sağlamak ve en uygun ilaç kombinasyonunu belirlemektir. 1950’li yıllarda kullanılan bazı eski antidiyabetik ilaçlar, ani kalp krizleri ve buna bağlı ölümler nedeniyle piyasadan çekilmiştir. Bunun üzerine, 2007 yılından
itibaren tüm diyabet ilaçlarının Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından kardiyovasküler güvenlik açısından onay alması zorunlu hale gelmiştir. Günümüzde piyasaya sunulan tüm diyabet ilaçları, kapsamlı güvenlik çalışmaları tamamlandıktan sonra onaylanarak hastaların kullanımına sunulmaktadır.

