Diyabetik Hastalarda Kalp ve Damar Sağlığında Tanı, Takip ve Erken Uyarı İşaretleri
Diyabetli bireylerde kardiyovasküler hastalık gelişme riski belirgin şekilde artmıştır. Özellikle tip 2 diyabet hastalarında yaşam boyu riskin 2 ila 4 kat daha yüksek olduğu bilinmektedir. Uzun yıllar boyunca diyabet, “koroner risk eşdeğeri” olarak kabul edilmiştir. Tip 1 diyabette ise hipergliseminin kalp hastalığı üzerindeki etkisi daha belirgin olup, kardiyovasküler ölüm oranları tip 2 diyabetle benzer düzeydedir.
Önemli bir diğer nokta ise, birçok kalp-damar hastasında henüz teşhis edilmemiş diyabet bulunabilmesidir. Özellikle genç yaşta hem diyabet hem de kardiyovasküler hastalık görülmesi, hastalığın seyrini ciddi şekilde etkileyebilir. Bu nedenle hem diyabetli bireylerin kalp sağlığı açısından düzenli değerlendirilmesi hem de kalp hastalarının diyabet açısından taranması kritik öneme sahiptir.
Diyabetli hastalarda kardiyovasküler hastalık her zaman tipik belirtilerle ortaya çıkmayabilir. Göğüs ağrısının olmaması, kalp hastalığını dışlamaz. Özellikle otonom nöropati gelişmiş bireylerde ya da hareketsiz yaşam tarzına sahip yaşlı hastalarda ciddi damar tıkanıklıkları sessiz ilerleyebilir. Bu nedenle diyabet ve kalp hastalıklarının birlikte yönetiminde, farklı branşların iş birliği içinde çalıştığı multidisipliner bir yaklaşım gereklidir. Amaç yalnızca hastalığı tedavi etmek değil; yaşam süresini
uzatmak ve yaşam kalitesini artırmaktır.

