Merhaba sevgili okurlar,
Diyabet; kronik, komplike ve tüm sistemlerini etkileyebilen bir hastalıktır. Kan şekeri regülasyonu yeterli düzeyde sağlanamadığında, başta böbrekler ve kalp-damar sistemi olmak üzere birçok organda zamanla fonksiyon kaybı gelişebilmektedir. Bu nedenle, yeni tanı almış diyabet hastalarında tedavinin temel prensibi; erken dönemde etkili kan şekeri kontrolünün sağlanmasıdır.
Kan şekeri yüksekliğinin yeterince kontrol altına alınamaması durumunda, ilerleyen süreçte damar duvarlarında biriken kolesterol yumakları damar tıkanıklığına yol açarak ateroskleroz yani damar sertliği gelişimine neden olmaktadır. Plakların damarı daraltıp sertleştirmesi, kan akışını da kısıtlar. Kan şekeri yüksekliği ve insülin direnci bu hastalarda kolesterol parametrelerinin de bozulmasına ve diyabetik dislipidemi denilen kan lipid bozukluklarına yol açmaktadır. İlerleyen yaş, hareketsiz yaşam tarzı ve artmış damar direnci ise hipertansiyon gelişimini tetiklemektedir. Bu faktörlerin bir araya gelmesiyle diyabet hastalarında sıklıkla “ölümcül üçlü” olarak tanımlanan tablo (hiperglisemi, dislipidemi ve hipertansiyon) ortaya çıkmaktadır. Kalp-damar hastalıklarının en önemli nedenlerinden biri olan bu üç klinik durumun erken dönemde tanınması, tedavi edilmesi ve düzenli olarak takip edilmesi büyük önem taşımaktadır.
Yapılan çalışmalar, diyabetli bireylerde kalp-damar hastalıklarına bağlı ölüm oranlarının, diyabeti olmayan bireylere kıyasla 2 ila 4 kat daha yüksek olduğunu göstermektedir. Ayrıca bu hastalarda kalp-damar hastalıkları; böbrek yetmezliği ve inme gibi ciddi sağlık sorunlarının görülme riskini de artırmaktadır. Diyabetik hastalarda yaygın damar hasarı ve neticesinde gelişebilecek çoklu organ yetmezlikleri halen klinik pratikte en çok karşımıza çıkan hasta profilidir.
Diyabet ve Sağlıklı Yaşam Dergisi’nin 74. sayısında “diyabet ve kalp” temasını ele aldık. Bu kapsamda; kontrolsüz kan şekeri yüksekliğinin kalp-damar sistemi üzerindeki etkilerinden başlayarak, klinik bulgular, tanı yöntemleri ve tedavi süreçlerinde dikkat edilmesi gereken noktalara kadar birçok konuyu sizler için derledik. Ayrıca alanında uzman hocalarımızın katkılarıyla; kalp-damar hastalığı olan bireylerde egzersiz ve beslenme programları ile izlem parametrelerine dair kapsamlı içeriklere de yer verdik. Her sayımızda olduğu gibi bu sayımızda da güncel bilimsel araştırmalar, istatistik köşesi ve sağlıklı beslenme önerileriyle zengin bir içerik hazırladık. Son olarak vurgulamak isterim ki; diyabet hastalarında eşlik eden kalp hastalıklarının takip ve tedavisi mümkün olmakla birlikte, süreç her zaman istenildiği gibi ilerlemeyebilir. Bu nedenle, kalp hastalığı gelişmeden önce koruyucu stratejilerin uygulanması hem hasta hem de hekim açısından çok daha etkili ve yüz güldürücüdür.
Keyifli okumalar dilerim.
Sevgiler…
Doç. Dr. Gamze Akkuş
Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi
Endokrinoloji Ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı
Türk Diyabet Cemiyeti Yönetim Kurulu Üyesi

