logo

Diyabet ve Sağlıklı Yaşam Dergisi 75. Sayısı Yayında

Teknolojinin İzinde Diyabet


Merhaba sevgili okurlar,

Diyabet, uygun tedavi ve düzenli takip sağlanamadığında komplikasyonları nedeniyle yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilen kronik bir hastalıktır. Özellikle yeni tanı alan bireylerde iyi bir kan şekeri kontrolünün, ilerleyen yıllarda diyabete bağlı komplikasyonların gelişimini önemli ölçüde azalttığı bilinmektedir. Bu nedenle diyabet yönetiminin temel taşlarından biri düzenli ve etkin kan şekeri takibidir.
 

Tedavi algoritmaları ve ilaç seçenekleri her geçen gün gelişmesine rağmen her bireyde hedef glisemik değerlere ulaşmak her zaman kolay olmamaktadır. Bu noktada diyabet teknolojileri, tedavinin etkinliğini artıran ve bireyselleştirilmiş diyabet yönetimini destekleyen önemli araçlar olarak öne çıkmaktadır. Bugün diyabet yönetiminde kullanılan teknolojiler, uzun yıllara yayılan bilimsel gelişmelerin ürünüdür.

Kan şekeri takibinin vazgeçilmez araçlarından olan glukometreler ilk kez 1964 yılında kullanılmaya başlanmış ve zamanla kliniklerden ev ortamına taşınarak diyabet yönetiminin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Aynı dönemde Dr. Arnold Kadish tarafından geliştirilen ilk insülin pompası, diyabet tedavisinde yeni bir dönemin kapısını aralamıştır.

Vücuda sürekli insülin salgılayabilen bu giyilebilir cihaz, diyabet tedavisinde bir dönüm noktası olmuştur. Takip eden yıllarda Dean Kamen tarafından geliştirilen taşınabilir Autosyringe insülin pompalarıyla bu alanda önemli ilerlemeler kaydedilmiş, 1990’lı yıllarda daha ergonomik pompa sistemleri geliştirilmiş, 2000’li yıllarda ise ilk akıllı insülin pompalarının kullanıma sunulmasıyla diyabet teknolojilerinde yeni bir dönem başlamıştır.
 

İnsülin pompa teknolojilerindeki gelişmeler, sürekli glukoz ölçüm sistemlerinin (CGM) kullanıma girmesiyle yeni bir boyut kazanmıştır. Parmak delmeye gerek kalmadan gün boyunca glukoz takibi yapılmasını sağlayan bu sistemler; özellikle tip 1 diyabetli bireylerde, gebelerde ve sık hipoglisemi yaşayan hastalarda tedavi yönetimini önemli ölçüde kolaylaştırmıştır. Cilt altına yerleştirilen sensörler sayesinde glukoz düzeyleri 5-15 dakikalık aralıklarla izlenebilmekte, böylece sık parmak delme gereksinimi büyük ölçüde ortadan kalkmaktadır.

Günümüzde CGM sistemlerinin insülin pompalarıyla entegre çalışması sayesinde anlık glukoz verileri bluetooth aracılığıyla mobil cihazlara aktarılabilmekte ve kan şekerine göre otomatik olarak insülin salınımı yapılabilmektedir. Yapılan çalışmalar, bu teknolojilerin kullanımının kan şekeri kontrolünü iyileştirdiğini, diyabete bağlı komplikasyonları azalttığını ve tedaviye uyumu belirgin şekilde artırdığını göstermektedir.

Bugün diyabet teknolojileri, yalnızca tedaviyi destekleyen araçlar değil, diyabet yönetiminin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Bu anlayışla hazırladığımız Diyabet ve Sağlıklı Yaşam Dergisi’nin 75. sayısında, diyabet teknolojilerinin günümüz pratiğindeki yerini, önemini ve etkin kullanımını ele alırken; hem bireylere hem de sağlık sistemine sağladığı katkıları kapsamlı şekilde değerlendirdik. 

Sayımızda karbonhidrat sayımının temel ilkelerinden insülin pompa tedavisine, sürekli glukoz ölçüm sistemlerinden diyabet yönetiminde kullanılan mobil uygulamalara kadar diyabet teknolojilerine ilişkin birçok konuya yer verdik. Ayrıca geleceğin umut vadeden tedavi yaklaşımları arasında yer alan pankreas adacık hücreleri ve kök hücre uygulamalarını da ele alarak sizlere farklı bir bakış açısı sunmayı amaçladık.

Keyifli okumalar dilerim. Sağlıcakla kalın, mutlu kalın.

Sevgiler…

Doç. Dr. Gamze Akkuş

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi

Endokrinoloji Ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı
Türk Diyabet Cemiyeti Yönetim Kurulu Üyesi